Geçmiş Gündem
Soğuk bir İstanbul gecesinden, ülkemizin ve dünyamızın herhangi bir yerinde ki okuyucularıma duygularımı paylaşmak adına yazılmış bir yazı bu… Daha ilk cümlemden belli aslında belki de buz gibi bir hava estireceği okuyanların etrafında… Karla, kışla, soğukla ilgisi yok üstelik yazacaklarımın, gündemimizle ilgisi var…Çok değil daha 2 ay önce sokakları doldurduk cumhuriyet mitingleriyle… PKK için yok edeceğiz dedik. Ülkemizi bölemez dedik. Dedik ama ben kendi içimde sorguladım bu mitingleri… Düşünce suçu değildir umarım ama düşünmek insan olmamın bir sonucu değil mi? Aynı şekilde en doğal hakkım değil mi? Bilmiyorum belki de değil…
Bugün türban aşağı, türban yukarı diye unuttuk PKK`yı yeni mitingler düzenlemeye kalkıyoruz. Sanki 2 ay önce yaptığımız mitinglerin arkasından PKK çok korktu, hepsi tek tek intihar etti bunların eline düşmeyelim bizi parçalarlar diye. Unuttuk gitti… Küreselleşmenin falan bir sonucu mu acaba bu hızlı gündem değişimleri? Geçen gece yatağıma yattım saat 2 civarıydı, erkende kalkacağım ama TV`de Siyaset Meydanı’nı gördüm elim kumandaya gitmedi izlemeye başladım. Toplamışlar 10 kadar türbanlı genç kızımızı bir üniversitenin konferans salonuna arkalarında 100 kişi var hepsi türban karşıtı. Sahnede ise AKP millet vekili oturuyor. Neyse bu tanımlama yeterlidir zaten konumla alakalı bir ön bilgi olsun diye yazdım. Türbanlı kızmıza bir soru geldi, “laik misiniz?” kız hemen “değilim” diye cevap verdi arkadaki kalabalıktan sesler yükseldi. İyi de nedir bu laiklik? O anda düşünmeye başladım uykum kaçtı. Fransızca kökenli bir kelimeymiş meğerse. Bu kızmızın o kadar hızlı bir şekilde “değilim” demesi şüphelendirdi beni biraz internette araştırma yaptım ve şunu buldum.
“Din üzerinden siyaset yapılamayacağı gibi laiklik üzerinden de siyaset yapılamaz. Din ile laikliği aynı terazide tartmayın. Kişi laik olmaz, devlet laik olur.”
Başbakanımız bu cümleyi seçimler öncesinde mitinglerde söylemiş. Bunun üzerine bende bir araştırma yaptım ve ilk adresim TDK oldu. TDK konuyla ilgili olarak şunu diyor;
“Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan”
O kadar ucu açık bir cümle ki… Kişi mi yoksa devlet mi bunu tutan? Araştırmamı genişletme ihtiyacı duydum… Yukarıda zaten Fransızca bir kelime olduğunu yazmıştım araştırma derinleşince şunu buldum;
“Fransa’nın en önemli laiklik filozofu Henri Pena-Ruiz laik kişiyi şöyle tanımlıyor: “Laik kişi (le laic), halkın bir üyesidir; diğer kişilerin ne üstünde ne de altında bir yere sahiptir.” (Laiklik Nedir? Gendaş Kültür, S. 21) Kitabın Fransızcası “Qu’est-ce que la laicite?” (Gallimard/Folio) adıyla yayınlanmıştı.”
Soru şu;
Kişi laik olabilir mi? olamaz mı?
Kişisel görüşümü sormayın, yeteri kadar okuduğuma inanmıyorum bu nedenle şimdilik kendime saklayacağım.
TV`de anında “değilim” diye cevap veren genç kızmızı görünce aklıma ülkemizden 1-2 manzara geldi… Bugün başka bir konuda birazdan yazacağım cümleyi üniversitede sınıfta söyledim ve öğrencilerden bir tanesi “milleti bu adar hafife alma” dedi. Açıklama yapma ihtiyacı duymadım ama hafife almıyorum bu bilinmeli… Hatta dünyada en son hafife alınacak millet olduğumuzu bile iddia ederim bu nedenle böyle bir düşünce haddim bile değil…
Cümlem şuydu;
TV`den birisi bir röportaj yapar insanlara sorar…
- Enflasyon düşüyor ne düşünüyorsunuz?
- Nerede düşüyor, hala fiyatlar aynı!
Ya şimdi ne alaka? Eekonomi okuyorum ama ben daha ekonomide enflasyonun düşmesi fiyatlarıda düşürür diye bir cümle duymadım. Peki bu ne demek? Bilmiyoruz. Hemde hiç bir şeyi… Öğrenmiyoruz ve kafamızın dikine kulaktan dolma bilgilerle ahkam kesiyoruz sonra kalkıp Atatürk diye ağlıyoruz. Atatürk bize zaten gidin kahvelerde sabahlayın, okumayın, öğrenmeyin sakın ola elinize kitap almayın dedi, bizde aynen uyguluyoruz.
Peki asıl konu “türban”. Artık her ne demekse… Bakmadım TDK`ya anlam olarak sordum kendime bu soruyu… Serbest olmalı mı yoksa olmamalı mı?
Bir yanım diyor ki olsun ne olacak ki? Özgürlükse özgürlük… Diğer yanım Pakistan örneğinden korkuyor… Bakın iyi okuyun İran değil Pakistan… Merak edenler araştırsınlar ne olmuş Pakistan’da o zaman korkumun nedeninide anlarlar. Ama İran değil…
Laiklik kavramı bize öğretilen anlamıyla “Dinin devlet işlerinden ayrı tutulması” değil midir? Tutalım o zaman… Tutmayalım mı yoksa? Üniversitelerle sınırlı kalacak deniliyorda, ya kalmazsa? Bu türban konusu daha çok uzar gider… Yöntem yanlıştı böyle devrim yapar gibi olmamalıydı bu iş… CHP tarafı, anayasa mahkemesi çok işimiz var daha… Öyle bir görüyoruz ki sanki mahkemeye gidecek mahkeme kararı bozacak “çat” diye… Önce bi inceleyecek şekli anlamda, maddi anlamda diye sonra bakalım neler olacak…
Bugün derste hocamız sordu AB`ye girmeli miyiz? 1 kişi hariç herkes hayır dedi. O, 1 kişininde nedenlerini açıklaması önemliydi ve açıkladı. Kendi görüşüdür herkes saygı duydu. iyi okuyun şimdi taş atacağım; Web sitelerinin forumlarında ki gibi “höst ulan” diye başlamadı kimse. Saygı duydu… Hocamız istemiyorsanız bu iktidarı destekleyin dedi. neden dedi bilmiyorum ama dedi. O noktada sorgulayamayacağım bir konumda bulunuyor bir anayasa hocası olarak.
Çok uzattım konuyu biliyorum kopuk kopuk anlattım hatta yazmak istediklerimi özür dilerim okuyanlardan… Şu var ama; en büyük korkularımdan bu da…
Hani o hem nefret ettiğimiz, bazılarmızın çok sevdiği Amerika… Kendi dinlerini ve yaşam tarzlarını o kadar güzel belli ediyorlar ki HELAL OLSUN diyorum sadece… Doların üstünde “In God We Trust” yazar, hepsi boynunda haç taşır… Taşısınlar tabiki ama onlar neden tartışmıyor acaba “dini simge, siyasi simge” diye bir şeyleri? Bunu bir çözelim önce… duyduk bir yerlerden “İran olur muyuz” diye herkes aynı şeyi söylüyor. Dur be kardeşim nerde İran oluyoruz? İran, Anayasaına göre bir cumhuriyet ama cumhuriyet rejimiyle yönetildiğini iddia edebilecek olan var mı? Ya da günümüz Putin Rusya`sı? Türkiye nerde İran oluyor…