Minibüs
Genel olarak minibüs, İstanbul`luların toplu taşıma araçlarından bir tanesi olup ilginç diyalogları ve yıllanmış hikayeleriyle ün salmıştır ülkemiz genelinde. Bazen tek alternatifimiz bazense görmeye bile dayanamadığımız bu araç büyüyünce otobüs olmayı hedefleyen -Türk Dil Kurumu kızacak ama- otturgaçlı-göttürgeçtir.Minibüslerin ilginç yazıları vardır hem içlerinde hem dışlarında bunlara örnek olarak;
- Senin duanla yaşamadım ki bedduanla öleyim
- Tek rakibim Türk Hava Yolları
gösterilebilir. Bunların kamyoncu yazısı olduğunu düşündüğünüzü hisseder gibi oldum. Öyledirler zaten. Ama yukarıda da yazdığım gibi büyüyünce otobüs olmayı hedefleyen bu araç aslında kişilik bozukluğu yaşamaktadır. Bu nedenle kamyonda olabilir. Şöförleri de ya otobüs şöförü ya da kamyon şöförü tabi ki…
Bu araçların önceki yazımda belirttiğim (bknz. 500T) hızlı gitme gibi bir özellikleri yoktur tersine 10 - 15 km hızla giderler, bu da insanı delirtir. Minibüsün içindeyken pek farketmiyorsunuz ama arkasında ki araçtaysanız inip adama allah size ne verdiyse veresiniz geliyor… 1 km yolu 1 saatte gidebiliyorlar, inip yürüseniz daha hızlı gidersiniz orası kesin oluyor bazen… Farkındayım, yukarıda “Tek rakibim Türk Hava Yolları” yazdıklarını söylemiştim. Bu da minibüslerin kişilik bozukluğunun belirtisi değil midir zaten?
Bu minibüslerde ayakta kalırsanız geçmiş olsun, indiğinide doktora görünün derim. Ben yaklaşık 1.80 boyumla bindiğim zaman ayaktaysam boynum minibüsün tavanına yapışıyor. Hele birde 2 metre biri binse ne olacak? Adamın beli tavanda… Sonra git birde doktora, yahu o parayı zaten vereceksen bari taksiye bin zamanından çalma…
Bir zamanlar çok popülerdi bunların muavinleri vardı haydeaaa üsküdar - gebze haydeeeee diye bağırıp yolcu toplamaya çalışırlardı. Oha derdim ama kullandım… Üsküdar’dan binip hakkaten Gebze’ye gitttim. Bana göre 500T`den sonra 2. sırada gelirler. 500T için yazdıklarımın 2 katını bunlar için yazabilirim. Asya veya Avrupa kıtalarında durum pek farklı değildir üstelik mantık bakımından. Her araya girerim, istediğim yolda dururum, yolcuyu 2 km geçmişsem bile sabreder beklerim mantığı vardır. Minibüsler için yapıldı sanırım bu yan-yollar zamanında. Zeytinburnu taraflarındayken 2 sene kadar önce bir minibüs aracımdan içeri girmişti o zaman anladım ki bu minibüsler her araya değil istedikleri her yere girebiliyorlar. Gazetede eve giren! minibüs gördüm daha ne olsun. Minibüs arabama girince içindeki eleman noluyooooh gardaşım diye çıkıştı tabi de sonradan derdini anladım. Adam arkasında ki minibüsle yarışıyormuş ve yolcu telaşı varmış. Yarışacaksan piste gir kardeşim töbe töbe… Bak gene sinirlendim, ne gerek varsa….
Ya düşünebiliyor musunuz? Sabah kalkmış ailenizle kahvaltı ediyorsunuz. Her şey mükemmel bu sırada salondan içeriye minibüs giriyor! Çocukta var üstelik, sordu size ne diyeceksiniz şimdi?
- Baba bu ne?
- Tanrı misafiri…
——————————————-
Bunların bir de diyalogları vardı değil mi? Süperdir onlar…
- Pardon mükemmel bir yerde inebilir miyim? (Bayan arkadaş müsait diyememiş ağzından mükemmel kelimesini kaçırmıştır.)
- Buyrun size layık değil ama.
Yahu böyle bir şey olabilir mi? Büyüyünce otobüs olacağını zanneden bir aracın şöförü böyle bir cevap verebilir mi? Hele ki yolcu kapma stresi içindeyken…
Yazan arkadaş tabi zekiymiş Ata Demirer bile kullandı showunda ama gerçekten olabilir mi diye düşünen var mı hiç?
Ha hikayesi de var bilirim, bizzatta yaşadım şu diyalog belki de en korkulması gerekendir. Lisedeyken minibüse binmiş önümdeki kıza;
- Şu parayı uzatır mısınız
demiştim. Kız parayı alıp çekti ve geri verdi.
- Bu para uzamıyor
dedi.
Bu biraz zeki ve kendini akıllıl göstermek peşinde olan biri için çok tehlikeli ve kullanışlı bir repliktir. Aman yaşamayın kendime gelemedim ben. Bir gün bende yapacağım içimde kaldı çünkü…
Bugün sanırım gereksiz yere uzattım ve saçmaladım yazının sonuna kadar dayanabilenlere teşekkür ederim.
Esen kalın. (Ne demekse)