The Dark Knight

Kategori:
Sinema ve Dizi
Tarih: 26 Temmuz 2008

The Dark Knight1989 yılından bu yana 3 farklı yönetmenin elinden çıkmış 6 farklı Batman filmi izleyicilerle buluştu. İlk 2 film Tim Burton`a, ikisi Joel Schumacher`e ve son olarak ikisi Christopher Nolan`a ait. Aslında ilk 4`ünden öte son ikisi bu yazının konusu. Özellikle serinin en pahalı filmi, The Dark Knight.

Christopher Nolan, serinin ilk filmi Batman Begins ile Gotham Şehri`ni kötülüklerden koruyan gizemli yarasa adamı sıfırdan öyle bir yarattı ki sinema severler daha ilk filmde Batman`in varoluşuna neyin neden olduğunu ve Bruce Vayne`nin neden Batman olmayı seçtiğini çok iyi anladılar. The Dark Knight`tan sonra daha iyi anlıyorum ki aslında Batman Begins bir ara filmmiş. Seyircileri Batman efsanesine yeniden ısındırmanın ve onlara Batman`i yeniden sevdirmenin en iyi yollarından biriymiş.

İkinci film yani The Dark Knight ile Nolan, yarattığı karakterin iç dünyasını tekrar seyircilerin gözlerinin önüne koyuyor. Suçlar ve suçlular sürekli artarlarken şehirdeki insanların onunda hesap vermesini istediğini bilen Batman bir yandan da kendi varoluşunu sorguluyor. Maskesinin artık sorunlar çıkarmaya başladığını ve ondan kurtulması gerektiğini düşünüyor ve az kalsın bunu yapıyor.

Bu noktada aslında filmin ana karakteri Batman gibi görünüyor ancak bana göre asıl karakter, her ne kadar Oscar denen ödülden hiç anlamasam bile eğer alamazsa “bu dünyada hiç kimse anlamıyor” diyeceğim bir isimdir. Heath Ledger. Bu satırları filmin çekimlerinin ardından hayatını kaybetmesinden dolayı yazmıyorum. Bu kadar iyi bir oyunculuğa çok az tanık olmuşumdur. Ama bu adam gerçekten çok iyi! İzlerken bir yandan güldüren diğer yandan ise kendine hayran bırakan bir Joker var karşımızda.

Joker, önceki filmde olduğu gibi sadece bir suçlu değil aynı zamanda planlar kuran (bazen tamamen doğaçlama davranıyor), kaostan başka bir şey istemeyen ama bir yandan da Batman`in varoluş nedenini sorgulamasına neden olan kişi. Bir sahnede Batman`in tüm bastırılmış duygularını dışa vurmasına neden oluyor ve yumruklanırken dudaklarından şu sözler dökülüyor;

“Görüyor musun? Biz aynıyız, ikimizde ucubeyiz!”

Film boyunca, yaklaşık 2.5 saat boyunca sıkıldığım bir an olmadı diyebilirim. İnanılmaz makyajlar ve çok güzel efektlerin eşliğinde kendimi Gotham Şehri`nin karanlığının içinde buldum. Nolan, çok güzel bir iş başarmış ve Batman`in karanlık dünyasının içinde bile aslında çok izole bir yaşam sürmediğini anlatmış. Kara Şovalye, “ben önceki 4 filme hiç benzemiyorum!” diye bas bas bağırıyor. Nolan kendi stilini yaratmış ve bunu beyaz perdeye çok güzel taşımayı başarmış.

Yazabileceğim daha çok şey var ancak gidip, izleyip görmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.

Bu film 10 üzerinden bu güne kadar verdiğim en yüksek not olan 9 puanı hak etti.

İyi seyirler…

Not:
Bu yazı çekimlerden sonra hayatını kaybeden ancak bana göre oyunculuğu, mimikleri ve yeniden yarattığı Joker karakteri ile ödülü kesinlikle hak eden Heath Ledger`a ithaf edilmiştir.


0 Yorum var »

İlk yorumu sen yap.

Yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemesi. Geri İzleme Bağlantısı

Yorum Yap